Kiracının Tahliyesi için Noterden Çekilen İhtarname Tebliğ Edildikten Sonra Dava Kaç Günde Açılır?

📌 Özet

Kiracının tahliyesi amacıyla noterden gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilmesinin ardından tahliye davası açma süresi, tahliye nedenine göre farklılık göstermektedir. Türk Borçlar Kanunu uyarınca iki haklı ihtar sebebiyle açılacak tahliye davalarının, ilgili kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde açılması yasal bir zorunluluktur. Kira borcunun ödenmemesi durumunda çekilen temerrüt ihtarnamesinde ise kiracıya verilen otuz günlük yasal ödeme süresinin dolmasıyla birlikte dava hemen açılabilmektedir. Gereksinim veya yeniden inşa gerekçesiyle gönderilen ihtarlarda ise sözleşme süresinin bitimi ve tebliğ tarihleri esas alınarak bir aylık dava açma süresi uygulanır. Tüm bu süreçlerde hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve hak kaybı yaşanmaması için tebliğ şerhi üzerindeki tarihin doğru hesaplanması hayati önem taşır. Sürelerin yanlış hesaplanması davanın usulden reddine yol açabileceğinden, yasal prosedürlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

Kiraya verenler ile kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda, mülk sahiplerinin en çok merak ettiği konuların başında kiracının tahliyesi için noterden çekilen ihtarname tebliğ edildikten sonra dava kaç günde açılır sorusu gelmektedir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında tahliye süreçleri son derece sıkı şekil şartlarına ve hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Kanun koyucu, kiracının barınma hakkı ile kiraya verenin mülkiyet hakkını dengelerken belirli prosedürlerin izlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu süreçte noter kanalıyla gönderilen ihtarnamenin kiracıya resmi olarak ulaştığı tarih, tüm yasal sürelerin başlangıç noktasıdır. Sürelerin yanlış hesaplanması veya dava açma pencerelerinin kaçırılması, haklı olsanız dahi davanızın usulden reddedilmesine ve ciddi zaman kayıplarına yol açar. Bu nedenle her tahliye nedeninin kendine has yasal sürelerini derinlemesine bilmek gerekir.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Tahliye Davası Açma Süreleri

Tahliye davalarında süreler, mülk sahibinin dayandığı hukuki sebebe (temerrüt, iki haklı ihtar, gereksinim, yeni iktisap vb.) göre doğrudan değişkenlik gösterir. Türk Borçlar Kanunu'nda bu süreler "hak düşürücü" niteliktedir; yani hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) dikkate alınır. Ayrıca TBK Madde 353 uyarınca, kiraya veren en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse (ihtar çekmişse), dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. Bu önemli ayrıntı, mülk sahiplerine dava açma süresi konusunda esneklik sağlasa da genel kuralların bilinmesi şarttır.

İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye Davası (TBK m. 352/2)

Bir kira yılı içerisinde kira bedelinin zamanında ödenmemesi sebebiyle kiracıya noter vasıtasıyla iki adet haklı ihtar gönderilmişse, tahliye davası açma hakkı doğar. Ancak bu ihtarların "haklı" kabul edilebilmesi için farklı aylara ait muaccel (ödenme günü gelmiş) kira borçları için çekilmiş olması gerekir. İki haklı ihtarın tebliğ edilmesinin ardından mülk sahibi, kira yılının bitiminden itibaren 1 ay içinde tahliye davası açmak zorundadır. Örneğin; 1 Ocak - 31 Aralık dönemini kapsayan bir sözleşmede, Mart ve Haziran aylarında iki haklı ihtar tebliğ edilmişse, dava yeni kira yılının ilk ayı olan 1 Ocak ile 31 Ocak tarihleri arasında açılmalıdır. Bu sürenin geçirilmesi halinde haklı ihtarlara dayanarak tahliye talep etme hakkı düşer.

Kira Borcunun Ödenmemesi (Temerrüt) Durumunda Dava Süreci (TBK m. 315)

Kiracının kira borcunu vadesinde ödememesi halinde kiraya veren, borcun ödenmesi için kiracıya yazılı bir süre vererek aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya verilecek bu süre en az 30 gündür. Noter aracılığıyla gönderilen temerrüt ihtarnamesi kiracıya tebliğ edildikten sonraki gün 30 günlük yasal süre başlar. Kiracı bu 30 günlük süre içinde birikmiş borcun tamamını (faiz ve masraflarıyla birlikte) ödemezse temerrüde düşer. Kiraya veren, 30 günlük sürenin dolduğu günü takip eden günden itibaren derhal tahliye davası açabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, 30 günlük sürenin dolmasının beklenmesinin zorunlu olmasıdır; bu süre dolmadan açılan davalar doğrudan reddedilir.

Gereksinim (İhtiyaç) ve Yeniden İnşa Sebebiyle Tahliye (TBK m. 350 - 351)

Mülk sahibinin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı ortaya çıktığında gereksinim nedeniyle tahliye davası açılabilir. Belirli süreli sözleşmelerde, sözleşme süresinin bitiminden itibaren 1 ay içinde dava açılmalıdır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemi ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten itibaren 1 ay içinde davanın ikame edilmesi gerekir. Yeni malikin gereksinimi durumunda (TBK m. 351) ise mülkü edinme tarihinden itibaren 1 ay içinde kiracıya ihtarname tebliğ edilmeli ve edinme tarihinden itibaren 6 ay sonra tahliye davası açılmalıdır. Alternatif olarak yeni malik, eski sözleşmenin bitiminden itibaren 1 ay içinde de doğrudan dava açma hakkına sahiptir.

İhtarnamenin Tebliği ve Tebligat Kanunu'na Göre Süre Hesaplama

Sürelerin doğru hesaplanması için ihtarnamenin noterden çekildiği tarih değil, kiracıya resmi olarak ulaştığı tebliğ tarihi esas alınır. Tebligat hukuku kuralları gereği, usulüne uygun yapılmayan tebligatlar geçersiz sayılabileceğinden tebliğ işleminin takibi kritik önem taşır.

Tebliğ Şerhi ve Tebligat Kanunu Madde 21 Uygulaması

Noterden çekilen ihtarname kiracının adresine ulaştığında, tebligat memuru kiracıyı adreste bulamazsa Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca evrakı mahalle muhtarına teslim eder ve kiracının kapısına ihbarname yapıştırır. Bu durumda tebliğ tarihi, evrakın muhtara teslim edildiği gündür. İhtarname tebliğ edildikten sonra mülk sahibi, işlemi gerçekleştiren noterliğe başvurarak "tebliğ şerhi" (tebliğ edildiğini gösteren ıslak imzalı veya e-imzalı belge) almalıdır. Tebliğ şerhinde yazan kesinleşmiş tebliğ tarihini takip eden gün, yasal sürelerin hesaplanmasında birinci gün olarak kabul edilir.

Sürelerin Hesaplanmasında HMK Kuralları ve Tatil Günleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca süreler hesaplanırken tebliğ günü hesaba katılmaz. Süre, tebliği takip eden günden itibaren gün gün sayılır. Örneğin, 30 günlük temerrüt süresi içeren bir ihtarname ayın 10'unda tebliğ edilmişse, süre ayın 11'inde başlar ve sonraki ayın 10'unda mesai saati bitimiyle sona erer. Eğer yasal sürenin son günü resmi tatile veya hafta sonuna denk gelirse, süre tatili takip eden ilk iş gününün mesai saati bitimine kadar uzar.

Tahliye Davası Açarken Dikkat Edilmesi Gereken Usul Kuralları

Sürelerin doğru hesaplanmasının yanı sıra tahliye davasının usul kurallarına uygun olarak açılması davanın hızlıca sonuçlanması için şarttır. 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla kira uyuşmazlıklarında yeni bir dönem başlamış ve yasal süreçlere yeni bir zorunlu basamak eklenmiştir.

  • Zorunlu Arabuluculuk Süreci: 1 Eylül 2023'ten itibaren açılacak tüm kira tahliye davalarında adliyelerin arabuluculuk bürosuna başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. Arabuluculuk aşaması tamamlanmadan ve "anlaşamama tutanağı" alınmadan doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Arabuluculuk süreci, dava açma sürelerini durdurur veya askıya alır.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer veya davalı kiracının yerleşim yeri mahkemesidir.
  • İhtarname ile Dava Dilekçesi Uyumu: İhtarnamede belirtilen hukuki gerekçe ile mahkemeye sunulan dava dilekçesindeki gerekçe birebir aynı olmalıdır. İhtarnamede "ihtiyaç" gerekçesi sunup, davada "iki haklı ihtar" nedenine dayanılamaz.

Sonuç ve Hak Kaybını Önleme Yolları

Özetlemek gerekirse, kiracının tahliyesi için noterden çekilen ihtarname tebliğ edildikten sonra davanın kaç günde açılacağı; temerrüt durumunda 30 günlük ödeme süresinin bitimini takip eden gün, iki haklı ihtarda ve gereksinim halinde ise kira döneminin sona ermesinden itibaren 1 ay içindedir. Bu sürelerin tespiti, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesi ve zorunlu arabuluculuk sürecinin doğru yönetilmesi son derece teknik detaylar barındırır. Hak kaybı yaşamamak, uzun süren yargılama süreçlerinde mülkünüzü daha fazla atıl bırakmamak ve maddi zarara uğramamak adına sürecin başından itibaren uzman bir gayrimenkul hukuku avukatından profesyonel destek almanız en sağlıklı yaklaşım olacaktır.

BENZER YAZILAR